7 Ekim 2011 Cuma

Tur 10 - Ayin

Meditasyonunu bitirir bitirmez Maev Alward'a gitmişti. Başkent, liderlerinin hastalığı sebebiyle büyük bir yas içerisindeydi. Şehiri kaplayan ağaçların yapraklarının bir kısmı sararmış, diğer kısmı ise yere dökülmüştü ve daima güneşli olan hava bulutlarla kaplıydı. Her an bir yağmur yağacak gibi. Sokaklarda bulunan çiçeklerin dahi solması ise, bütün şehrin halk ile arasındaki bağı gözler önüne seriyordu.

Maev topladığı güçlerin etkisiyle, her bir adımıyla ağaçların yapraklarını yeşertiyor, dökülenlerin yerine yenilerini çıkartıyordu. Çiçekler elinin her bir hareketiyle tekrar açıyordu ve Maev'in şehir içinde aldığı yolu belirgin ediyordu. Kristalin önüne geldiğinde, kırmızı mor tonlarında yanmasına rağmen etrafındaki bitkilerin halen yeşil olduğunu farketti. Tanrıların Archibald'ın hastalığından başka sorunlara karşı onları uyardığını, hatta ya onunla ya da onsuz bir Ilyth'in farksız olduklarını düşündüklerini farketti ve zaman kaybetmeden merkez binaya girdi.

Kapıdan içeri girer girmez, iki bekçi Maev'i farketti ve boyunlarını eğerek selam verdiler. Onların selamını umursamadan, içerde toplantı yapıldığına dair seslerin -ki bu sesler daha çok birbirlerine bağırışlardan oluşuyordu- geldiği odaya girdi. Odadaki geniş masanın diğer ucunda bulunan iki koltuktan ortada solda büyük olan boştu, geri kalan bütün koltuklarda oturanlar, kapının açılmasıyla çıkan gürültüden dolayı Maev'e bakıyorlardı. Maev yüzündeki duygusuz ifadeyi bozmadan, sinirli bir şekilde odada tartışmaktan başka bir şey yapmayan görevlilere bağırmaya başladı.

"Siz... siz neler yapıyorsunuz? Lordunuz, efendiniz hasta yatağında huzursuz geceler geçirirken bir avuç olgun insan bir ülkeyi yönetmeyi beceremiyor! Böyle bir zamanda sonunuzun Pergamon gibi mi olmasını istiyorsunuz?! Yoksa Lean? Belki de yıllardır barış anlaşmasını bozmayan ve bozmayacak Ölü Krallıklar'ı kışkırtarak bize saldırmasını ve yerle bir etmesini mi isterdiniz? Veya Randoom, hakkında hiç bir şey bilmediğimiz bir ülke!"

Yutkundu, odadaki herkes ona donuk gözlerle bakıyordu. Bir kısmı ise sözlerden yeterince nasibini almış ve sessizce masaya bakıyordu.

"Tanrılarımızla daha yeni yeni bağ kurduğumuz bu günlerde, onların onurlandırmak için yapılmakta olan tapınağın eksiğini nasıl gidereceğinizi hiç düşündünüz mü? Daha da önemlisi, hangi biriniz kristalin neden parladığına dair kafasını yordu?! Cevap verin! "

Maev sözlerini bitirdikten sonra odaya göz gezdirdi. Bir kaç kişinin yüzü, loş ışıkta başları aşağıda durduğu için gözükmüyordu. Geri kalanının ise bembeyaz olmuş suratları birbirlerine boş gözlerle bakıyordu. Maev bir anlığına odada Bardhly'e bakındı. Ülkenin yönetimi onun elinde olmasına rağmen, toplantıda o yoktu. Büyük ihtimal Archibald'ın yanındaydı ve toplantıya geç gelecekti. Bir kaç dakika sessizliğin ardından, bu durumu bozan yine Maev olmuştu.

"Archibald yaşayacak, bundan emin olun. Fakat bu ne kadar çabuk olursa o kadar iyi. Bu sene, ilk gündönümü gecesinde gökyüzünde dolunay olacak. O gün Fravardin'deki tapınakta son yüzyılın ayini onun adına yapılacak. Tapınak tamamlanmış veya tamamlanmamış. Önemi yok."

Maev sözlerini bitirir bitirmez arkasına döndü ve odadan çıktı. Arkasından kapanan kapı, bütün ülkeye bir çağrı gibi Ilyth'de yankılanmıştı.

***

Bir sonraki gündönümü geldiğinde Ilyth'in büyük bir kısmı, askerler, büyücüler, din görevlileri çatısı tamamlanmamış tapınakta toplanmıştı. Hava soğuk, gökyüzünde ise seyrek bulutlar dolaşıyordu. Bütün tapınağı ay ışığı aydınlatıyordu, Maev özel olarak odayı ay ışığı dışında aydınlatacak başka bir şeyin olmamasını istemişti. Loş tapınağın ortasında bir sunak, sunağın üzerinde ise Archibald'ın vücudu bulunuyordu. Maev ve hemcinsi büyücüler, sunağın hemen arkasında bekliyordu. Büyücüler bugün için özel birer kırmızı cüppe giymişlerdi. Maev'in onlardan tek farkı başlık takmamış olmasıydı. Gelenlerin sona ermesiyle birlikte, ayine katılanların zihninde bir melodi yankılanmaya başladı. Melodi gittikçe insanı duygulandıran bir ton alırken, büyücüler kimse nereden çıkartıklarını farketmeden havada suları dairesel bir şekilde döndürmeye başladılar. Su havada hareket ettikçe ay ışığı kırılarak tapınağı aydınlatıyor ve büyüleyici bir hava katıyordu.

Melodi bir yandan devam ederken, Maev şarkının sözlerini söylemeye başlamıştı. Ayine katılanlar, sözleri aslında bilmemelerine rağmen içgüdüsel olarak şarkıya doğru bir şekilde eşlik ediyorlardı. Şarkının sonlarına geldiklerinde, bütün katılımcılar susmuş, sadece Maev şarkının son sözlerini söylüyordu.

"Söyle adımı ve bildir döndüğünü bana, söyle adını ve bildir, geleceğimi sana. "

---

4 Kaynak Keşfi - 4 Üretim
Tapınak(Fravardin) - 10 Gelişim 10 Üretim

Araştırmalar:

Demir İşçiliği: 1 Üretim 1 Askeri
Binicilik: 2 Üretim 2 Askeri

Toplam: 10 Gelişim 17 Üretim 3 Askeri

Takas Anlaşmaları:

Sürgünler Medeniyeti: Gelir - Gelişim (Tüccar Prensler: Gelişim)
Selene Medeniyeti: Gelir - Askeri (Tüccar Prensler: Gelişim)
Tatar Medeniyeti: Gelir - Askeri (Tüccar Prensler: Gelişim)

Büyü: Hiç'in Kullanımı
Dikenhisar ( http://i52.tinypic.com/4kzeh3.jpg )
Boyut Kapısı (Sürgünler Medeniyeti (Thera) Ilyth (Alward) )

Büyü Denemesi:  Su Düzlemi

Dilek: Mana

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder