Archibald keşif grubunun dönüş haberini almasıyla birlikte, Maev’in kulübesine doğru yola koyuldu. Aklında sorulacak bir çok soru, beklenen ise çok az yanıt vardı. Maev çoktan raporunu sunmuştu, çıktıkları yolculukta bulunan gölden ve verimli topraklardan bahsetmişti. Fakat ne kadar yorgun olursa olsun, bazı cevaplara ihtiyacı vardı. Kulübenin kapısına gelmesiyle aynı anda Maev kapıyı açtı. Kapının önünde bir süre sadece gözlerine baktılar, derinlere, birbirlerinin düşüncelerine ulaşmayı çabaladılar. Ormanın derinliklerinden gelen bir hayvanın kükremesiyle irkilerek kendilerine geldiler. Maev hiç bir söz söylemeden Archibald’a eliyle içeri girmesini işaret etti. Çeşitli bitkilerin bulunduğu evin içinde, oturmak için yalnızca iki yer vardı. Biri dışarıdaki ağacın duvara zarar vermeden altından içeriye girmiş geniş kökü, diğeri ise büyükçe bir kaya parçasıydı. Archibald bazı şeylerin halen aynı olduğuna sevinerek kökün üzerine oturdu, karşısındaki büyük kaya parçasına ise Maev oturdu ve azarlar bir şekilde konuşmaya başladı. Yüzündeki alaycı gülümseme ise, amacının dalga geçmek olduğunu belli ediyordu.
“Dinlenmek sahiden işime gelirdi. Çok düşüncelisin. “
Archibald ciddiyetini hiç bozmadan başını sallayarak yanıt verdi.
“Benim de, fakat vakit yok. Bazı cevaplara ihtiyacım var.”
Maev’in yüzündeki gülümseme birden kaybolmuştu, Archibald'ın yüzündeki huzursuzluk onun da sinirlerini bozmuştu. Kaşları çatılmış merakla devam etmesini bekliyordu.
"İçimdeki büyü gücünü tükettim. Sanırım, uykuda olduğum bütün süre boyunca.. "
Maev gözlerini kapatıp, tüm dikkatini Archibald'a veriyordu. Sözlerine değil, varolan enerjisine odaklanıyordu. Archibald bunu farketmesiyle birlikte sözünü yarıda kesip, onun diyeceklerini merakla bekliyordu.
"Tükenmemiş olabilir. Sende halen garip bir şey seziyorum. Garip bir.. aura. Fakat bunun büyü olup olmadığından emin olamıyorum. İlginç. "
Archibald cevap vermek üzereydi fakat dışarıdan çok yüksek sesli acı dolu çığlıklar duyulmuştu. Bir şeylerin yolunda gitmediğini anlayarak çığlığın duyulduğu yöne doğru ilerlediler. Vardıklarında, şoka girmiş genç bir adam, onun kadar kötü durumda olan çocuğuna sarılmış bir şekilde yerde oturuyordu. İkisi de yaralı gözükmüyordu fakat gözleri donuk bir şekilde bakıyorlardı. Etraflarını çevirmiş meraklı kalabalık adama yardım etmeye çalışıyordu fakat hiç biri ne yapmaları gerektiğini bilmiyordu.
Archibald yüksek sesle çevredekilere emirler yağdırıyordu. Yaklaşık bir saatin ardından adam ve çocuğuyla birlikte Maev'in evine dönmüşlerdi. Adamın ağzından bir kaç kelimeden başka bir şey çıkmıyordu. Çıkan sözcükleri ise Archibald duymamayı yeğliyordu.
"Ya-yaşayan ölüler... ö-ölü krallık... geri geldiler!"
***
Archibald, o gece şoktaki adam ve çocuğuyla birlikte Maev'in evinde kalmıştı. Gece Bardhly ile görüşmüştü, eski topraklarında değillerdi. Fakat eski bir yüzle tekrar karşılamışlardı. Ölü Krallık... Doğru zaman gelene kadar bir önlem almaları gerekiyordu, bu önlem ise kaba kuvvet olmak zorundaydı. Gecenin en karanlık saatlerinde karar alınmıştı ve sabah eğitime başlanmıştı. Ve garip bir şekilde o gece Ilyth'de bulunan yaşlılar son nefeslerini verirken, bütün gençler olgunlaşmış ve eğitime hazır hale gelmişti.
-----
1200 Savaşçı - 12 Askeri (Alward)
1 Kaynak Keşfi - 1 Gelişim 2 Üretim / Maev(GE)
Toplam: 1 Gelişim 2 Üretim 12 Askeri
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder